Hakkımı Nasıl Ararım?

Vize Mağduriyeti

Vize mağduru olan veya bu sorunu aktif olarak yaşayan, hakkı zayii olan kişi ve kurumlar, hakkını aramak üzere gerekli girişimlerde bulunmalıdır. Bu sürecin öncelikle bir hukuki süreç olduğunun unutulmaması gerekmektedir. Ve sürecin asli unsurları, bu alanda uzman, A(E)T/AB Hukuku ve Ortaklık Hukuku’nu iyi bilen ve bu alanlarda çalışan hukuk büroları ve avukatlar, hukuki süreç için yurt dışındaki mahkemeler, yargıçlar ve ilgili üst mahkemelerdir. Vatandaşlar ise vize nedeniyle haklarının zayii olduğunu tespit ettiklerinde, örneğin; bir işadamı hizmet alımı veya sunumu için AB’ de bir ülkeye kabul edilmediğinde ya da bir serbest meslek sahibi (avukat, gazeteci vs. ), bir bilim insanı-araştırmacı veya öğrenci, sporcu ve sanatçı ‘seyahat hakkı, oturum, yerleşim veya hizmet sunumu veya alımı ile ilgili vize sorunlarında, bu durum öncelikle belgelemelidir. Ardından vize uygulaması ile hak kaybına neden olan ilgili ülkelerde uzman hukuk büroları veya bu konuda tecrübeli ve bilgili avukatlar aracılığıyla toplayacağı belge ve delillerle oluşturulacak dosya ile dava açmalıdır. Gerektiğinde iç hukuk yolları sürecinde sorun giderilmesi için ihtilafın bir ‘ÖNSORUN’ olarak Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’na (ATAD) önüne götürülmesini yerel mahkemeden talep edip, çözüm için ATAD‘ın bu konuda bir karar vermesi süreci işletilmelidir.
 
Bunun dışında, her meslek kuruluşu ve sivil toplum örgütünün de katılımıyla, A(E)T/AB-Türkiye Ortaklık Konseyi Kararları’na ve A(E)T/AB Hukuku’na aykırı olan vize uygulamalarının kaldırılması için A(E)T/AB Kurum ve Organlarını (özellikle Avrupa Komisyonu) göreve davet eden bir mektupla birlikte, hukuki ihlalleri kapsayan ve somut bireysel olayları içeren dosyalar hazırlanarak başvuruda bulunulmalıdır. Bu yolla konu, ilgili organlar (özellikle Avrupa Komisyonu) nezdinde gündeme geleceği için en azından güncellik kazanması sağlanacaktır. Bu durumda, Avrupa Komisyonu harekete geçmek zorunda kalarak, bu konuda söz konusu üye ülkeden görüş isteyebilecek ve ondan sonra da gerekirse üye ülkeyi ATAD nezdinde dava edebilecektir.

Bilindiği üzere, vatandaşlarımızın Avrupa Birliği ile bağı, Tam Üyeliğe Dönük Ön Üyelik Anlaşması statüsündeki Ankara Anlaşması ve takiben imzalanmış olan Katma Protokol ve Ortaklık Konseyi Kararları ile kurulmaktadır. Bu antlaşmaların ortak özelliği supranasyonel /uluslarüstü statüde olmaları ve üye devletlerin iç hukuklarının üzerinde olmasıdır. Bunların içerisinde 1973 yılında yürürlüğe giren Katma Protokol’ün 41/1 maddesi ve 1/80 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı özellikle üzerinde çalışılması ve dikkate alınması gerekenlerdendir. Bu antlaşmalar ile gerek Türkiye’de gerekse AB ülkelerinde ikamet eden vatandaşlarımızın haklarının geriye götürülemeyeceği, yeni kısıtlar getirilemeyeceği (Standstillklausel, mevcut haklarda kötüleştirme yapılamayacağı ilkesi/hükmü) uluslarüstü statü ile teminat altına alınmıştır.

Bu husus, kararları içtihat hükmünde olan ve tüm üye ülkeleri bağlayıcı statüsü olan Avrupa Toplulukları Adalet Divanı'nın ( ATAD ) kararlarıyla da çok net teyit edilmiştir.

Vize hususu da hakların geriye götürüldüğü, bir başka ifade ile ‘mevcut haklarda kötüleştirme yapılamayacağı’ hükmünün ihlal edildiği konulardan biridir ve ATAD’ın Mayıs 2000 tarihli Abdülnasır Savaş Kararı, Şubat 2003 tarihli Abatay/ Şahin Kararı ve en son Eylül 2007 tarihli Tüm/ Darı Kararları ile A(E)T/AB üye ülkelerinin Türkiye’ye vize uyguladığı tarihten (ki bu tarih Almanya için 1980’dir ve diğer üye ülkelerin vizeyi uygulamaya geçirdikleri tarihler faklıdır) bugüne uygulanan ‘vizenin hukuksuz’ olduğu konusunda tartışılacak bir husus kalmamıştır.

Bu konu ile ilgili hukuki referans noktası 1970’te imzalanan ve 1973 tarihinde yürürlüğe giren Katma Protokolü’nün 41/1 maddesi hükmüdür ve bu hüküm gereği, KP’nin yürürlüğe girdiği tarih olan 1973 yılı itibariyle bu protokolü imzalayan üye ülkelerin mevcut yasalarındaki seyahat haklarının tespit edilip, en azından bu şartların tekrar sağlanmasıdır. Katma Protokolü farklı tarihlerde imzalayan ve A(E)T/AB’ye sonradan üye olan ülkeler ise bu protokolü imzaladıkları tarihte mevcut yaslarındaki hükümleri dikkate alacaklardır.
 
Son dönemli bilimsel çalışmalar ile ortaya çıkan tespit (işadamı, müteahhit, doktor, bilim adamı, sanatçı, gazeteci gibi) hizmet sunanlar ile (sağlık, tedavi, eğitim, turistik amaçlı seyahat edenler) hizmet alanların da KP’nin ilgili hükmü içerisinde olduğu yönündedir. Bu çerçevede, vatandaşlarımızın hizmet almayı ve vermeyi amaçlayan alanlarda serbest dolaşımı ve yerleşme serbestîsi vardır.  Bugün için yapılması gereken, hukuken var olan hakların kullanılması için gerekli olan hukuki, siyasi, bilimsel ve teknik çalışmaların yapılmasıdır.

Sorular (Link SORULARLA VİZESİZ AVRUPA)

İtiraz-Şikâyet ve Dava Hakları (Link SORULARLA VİZESİZ AVRUPA)

• Yardımcı olabilecek kurum ve kuruluşlar
• Hukuk Birimleri
• Devlet Birimleri
• Sosyal Birimler
• Sivil Toplum Örgütleri
• Bilgilendirme ve Hukuki Destek*

Bu kısımla ilgili çalışmalarımız devam etmektedir…